Ünlü Sözleri

Caner Yaman Sözleri

Ünlülerin sözlerini paylaşmaya devam ederken sizlere bu kez Caner Yaman sözleri hazırladık. Caner Yaman’ın aşk üzerine söylediği sözler ve hayata dair söylediği en güzel sözler bu sayfamızda yer alıyor.

Anlamlı Caner Yaman Sözleri

Herkes kendi acısının varisidir…

Neresinden tutsam içimde kalıyor bu aşk…

Senden değil, kaybettiklerimden çıkar beni…

Şiir yazmak kesmiyor, küfür lazım yokluğuna…

Yüreğinden geceye kaç damla kan aktı?

Özünden düşmüşsün sen, gözümden düşmüşsün çok mu?

Azsın… Ve sen artık ne yaparsan yap, acıtamayansın…

Uzaklaşınca değil, yakınlaşınca özlersin bazılarını…

Gidişin eksiltmez gülüşlerimi…

Unutulur unutulmasına da, sesi gitmez kulaklarından…

Herkes doğru diye yanlış bu dünya. Sen yalan ol, yalan söyle bana…

Gidenlere harcadık kalanları.

Kaç ayrılık biriktirdi gözlerin?

Bencildir insan, kendi gider ama gidilsin istemez kendinden…

Biz insanlar ne kadar benziyoruz birbirimize, herkes uzakları besliyor içinde…

Konuşsak yıldırım düşer, sussak fırtınadır…

Başka bir şehirde başka duyulur mu yağmur?

Sonra dedim ki kendime onsuz vardım onsuz olacağım. Sonra gittim, seslendi. Hayret dönmedim…

Bıçağı en sevdiklerin vurabilir en derine, gerisi sıyırabilir ancak…

Şiir yazasım geliyor, gülüyorsun, geçiyor…

Ve ben, tanıdıkça saklanıyorum kendimden…

Sen şimdi hecele dur ismimi, ben çoktan geceye gömdüm seni…

İntihar süsü verip yokluğuna, bir sabah vakti yenileceğim sana…

Sadece gitmekle kalsaydın keşke… Yani bir şekilde, kalsaydın işte…

Çok yalnızdı şehir, gidenlere ağladık…

Bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan, kaç şehir alev alır, kaç taht devrilir? Buna kafa yormadım hiç…

İnsanlar acımasızdır, sen yine de sev yoksa halleri acınasıdır.

Olmayacak duaya da amin dedik, duaydı çünkü, öyle öğrendik…

Yine de ben, denizden hiç şiir esirgemedim…

Bir zamanlar anlamı vardı sorular sormanın, artık soramaz oldum, sormaktan yoruldum…

Kaldıysa biraz masumiyetinden getir bana, yatak odamın duvarlarına yetmiyor boya…

Yaptığım onca yanlışın götüremediği tek doğrusun sen…

Rüzgârgülünce mi dönüyor acaba rüzgârgülü?

“İçinde güzel müzik çalan bir evim olsun istedim sadece,” dedi bir oyun kahramanı, “hepsi bu, başka bir şey istemedim…”

Başka gülüşler değmiş senin yüzüne, sen bence git artık…

Sözünden az insanlar gördüm…

Kolay iyileşmez iyi niyetinden vurulanlar…

İki düşman bir dostu öldürse, oradan bir dostluk da doğabilir. Matematik pek güvenilir değildir.

Yağmurda ıslananlardan değil, yağmuru hissedenlerden olsaydın keşke…

Onları, içimizdeki karanlık denize uğurladık…

Ben şair değilim, sen de şiir olamazsın. Dağılalım…

Camın ardında banliyö treni, buz gibi raylar, yırtık bim poşeti… Ve sabaha karşı yastığımda bir tel saçı onun…

Hükmünü yitirdi sesin, sen artık kupkuru bir gürültüden ibaretsin…

Ruhum üşür, ter atar gözlerim…

Biz serçeleri doldurup bir sandala, yaktık, içli içli ağladık.

Biz de gördük gözümüzün önüne donmuş serçeler gibi düşen gerçekleri. Canımız yandı, içerledik.

Üzerine milyarlarca cümle kurulan siyaset için, bir harf bile değilsin…

Gece gece yazdırma seni, bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan kaç şehir alev alır kaç taht devrilir. Buna kafa yormadım hiç…

Soytarıların ağzında yazık olan delikanlı bir cümlesin şimdi…

Bırak! Biz bende, izi sende kalsın…

Sen susarsın, onlar söyleyemedikleriyle kalır. Susmak büyük bir cezadır.

Uğruna savaşacağın birileri kalmadığında yarım kalırsın. Kalan yarın giden yarını özler, bir şey yapamazsın…

Başka bir şehirde başka sen bulunur mu?

Benim olmayanın ederi vardır, benim olanınsa değeri…

Ve artık, ne yazık, teveccühüne yer kalmadı içimizde, cümlemizde nesne olanın.

Hangi ayaz titretebilir şimdi beni? Üşür müyüm sol yanıma mum basıp gitmişken gidenlerim?

Bırak soğusun çayın, özlemlerin sıcak nasılsa…

İçten hiçe bir yol oldun şimdi…

Ayakkabı bağcıkları yüzünden diz çöktürdük annelerimize, hayat bazen sırf bunun diyetini ödetiyor bence…

Gidenlerle kalamadık belki, lakin gidenlerde kaldığımız her hallerinden belliydi…

Gecenin en köründe gel, ayak sesinle dağılsın kalbim…

Kolay kanma herkese… Kansızın gerçek yüzü ansızın çarpar yüzüne…

Gelmediler işte, ne yaptıysak getiremedik, gelmeyesiye gitmişler, bilemedik…

Nazım gibi olmak lazım, yeri geldi mi en sevileni bile yerden yere vurmalı ki ayağa kalksın…

Söndür ışıklarını ey şehir, aydınlanmıyor gecemiz…

Birinden gidiyorsun bana gelirken, gelme, gidersin yine…

Sen yine de giderken ceketimi al bence, yokluğum bardaktan boşanırcasına yağacak üzerine…

Hiç sırtımdan vuruldum diyemedim, ben kimseye sırtımı dönmedim…

Gideni geride bırak, ileride karşına çıkacak…

Öyle sıradandın ki utandırmaya kıyamadım…

Kaç kulaç götürür beni sana? Yüreğimin karşı yakasına kaçta kalkar vapurlar?

Yersiz laflar ediyorum bu gece kendime, bir aklıma düşsen barut kokacak içim…

Bu kadar yalnızlık umuda zarar…

Ben gel dedim o git anladı… Şimdi kime git desem yalnızlığımı çoğaltıyor kelimeler…

Derme çatma bir aşka verilmiş yıkım emrinin tek direnişçisiydim, kaçınılmazdı, kaybettim…

Leave a Response